…
21 Nisan 2026, Salı Ankara, Türkiye

Emine Erdoğan Hanımefendi ve Bakanımız Göktaş, "Çocukların Dijital Ortamda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" toplantısına katıldı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur." dedi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve UNICEF işbirliğinde bir otelde, "Çocukların Dijital Ortamda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" başlıklı toplantı düzenlendi.

Emine Erdoğan programdaki konuşmasında bu çağda tehlikelerin, çocukları sadece sokakta ya da dış dünyada değil, sınır tanımayan dijital dünyada da kuşattığını belirterek, dünya genelinde internet kullanıcılarının üçte birini oluşturan çocukların karşı karşıya olduğu risklerin alarm verici boyuta ulaştığını vurguladı.

Bu meselenin, ülkelerin sınırlarını aşan, ortak çözümler üretmeyi ve birlikte hareket etmeyi zorunlu kılan küresel bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, son derece anlamlı bu toplantıda buluşturduğu için, UNICEF'e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğine de kıymetli işbirlikleri için teşekkür etti.

Emine Erdoğan, çocukların, bilgi teknolojileri sayesinde, yapay zeka destekli öğrenme araçları, çevrim içi eğitim platformları ve küresel bilgi ağları gibi önceki nesillerin sahip olmadığı ölçüde öğrenme ve gelişim fırsatına sahip olduklarını söyledi.

"Yılda 300 milyondan fazla çocuk çevrim içi istismar ve tacize maruz kalıyor"

Çocukların dijital dünyada bilgiye ve milyonlarca kaynağa bir "tık"la ulaşabildiklerini belirten Emine Erdoğan, "Ancak ne yazık ki, aynı dünyada her türlü istismar da çocuklara aynı hızda, yani bir 'tık'la ulaşıyor. Yapılan araştırmalar, küresel olarak yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede 1'e kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu 'gizli salgının' boyutlarını açıkça ortaya koyuyor." diye konuştu.

Emine Erdoğan, bugün çocukların, dijital dünyada sadece vakit geçirmediğini, bu dünyada büyüdüğünü, sosyal ilişkilerini, değerlerini ve kimliğini burada inşa ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Maalesef yetişkinler olarak bizler, üzerimize yapıştırılan dijital göçmen etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiş durumdayız. Çocukların yerlisi ilan edildiği dijital dünyaya sınır çizme hakkımız elimizden alındığı gibi, bugüne kadar bu çerçevede atılan her adım sansür iddiasıyla maalesef engellendi. Anne babalar, ne zaman endişelerini dile getirse çağın gerisinde kalmakla itham edildiler. Dijital mecralara dair düzenlemeler sosyal politikaların konusu olduğunda hükümetler baskıcı olmakla suçlandılar. Maalesef bu işin sonu, çocuk ve gençlerin, siber zorbalık, dijital bağımlılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, şiddet içerikleri, ayrımcılık ve nefret söylemleri gibi risklerle çepeçevre kuşatılmasına neden oldu. Bugün bu sınırsızlığın bedelini, çocukların ruhsal, zihinsel, bilişsel, sosyal ve fiziksel gelişimlerinde ortaya çıkan hasarlarla ödüyoruz."

"Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"ni imzalamaya davet etti

Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekranlara gömülü olarak geçirdiklerine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Sosyal medyayla ve bilgisayar oyunlarıyla dolu 8,5 saate varan ekran süresi, dijital bir bitkisel hayat demek." dedi.

Emine Erdoğan, Türkiye olarak, çocukları korumak için önemli adımlar attıklarının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:

"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın hayata geçirdiği 'Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı' ile meseleye bütüncül bir stratejiyle yaklaşıyoruz. Ayrıca yine Bakanlığımızın hazırladığı 'Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi', çocukların dijital ortamlarda korunmasını, desteklenmesini ve güçlendirilmesini hedefleyen, uluslararası ölçekte ortaya konmuş önemli bir çağrıdır. Bu vesileyle tüm paydaşları bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Unutmayalım ki, dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur."

Küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan yasal düzenlemelerin Avustralya, Fransa, Danimarka gibi birçok ülkenin gündeminde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, "Ne mutlu ki bu konuda adeta küresel bir uyanış var. Ülkemizde de çocukların yaşlarına uygun sosyal medya ve oyun içeriklerine erişimini sağlayacak düzenlemeleri içeren kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu. Bu çerçevede, 15 yaşını doldurmamış çocuklarımızın sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması, 15 yaşını doldurmuş gençlerimiz için ise yaşlarına uygun ayrıştırılmış hizmetler ile ebeveyn kontrol araçlarının sunulması planlanıyor." diye konuştu.

"Sağlam sınırlara ihtiyacımız var"

Dijital ortamları çocuklar için güvenli ve onların eğitim hayatlarına katkı sunan faydalı bir mecra yapma hedeflerinde, aileleri en önemli paydaş olarak gördüğünü bildiren Emine Erdoğan, "Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın tekinsiz arka sokaklarından çekip çıkaracak ve onları geleceği omuzlayacak güçlü ve şuurlu gençler olarak yetiştireceksek bunu ebeveynlerle el ele vererek yapmalıyız." ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, bu işin birkaç formülü olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

"Bunların ilki, dijitalleşmeyle yıkılan sınırların yeniden inşa edilmesidir. Zira çağımızda insanlığın içinden çıkamadığı birçok sorunun temelinde, sınırsızlığın özgürlükle bir tutulması yatıyor. Halbuki gerçek özgürlük, başıboş bir istediğini yapabilme gücü değil, insanın her şeyden önce eleştirel düşünebilmesidir. Aklını, zihnini, ruhunu istila edecek unsurlara karşı sınır çizebilmesidir. Güzel bir sözde denir ki, ilacı zehirden ayıran dozudur. Yani teknoloji, sağladığı faydalarla insanlığı ileri taşıma potansiyeline sahipken kontrolsüz bırakıldığı takdirde insanlığın geleceğini tehdit edebilir. Aynı şekilde dijitalleşme, iş süreçlerinden günlük yaşama kadar pek çok alanda verimliliği artırırken, eğer ipin ucu kaçarsa çocuklarımızın hayatı bir anda dijital dadılarla, dijital arkadaşlarla, dijital oyun parklarıyla istila edilebilir. İşte bu yüzden sağlam sınırlara ihtiyacımız var."

"Aile, hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımız"

Her anne babanın bu işin dinamiklerini, nerede sınır çizilmesi gerektiğini çok iyi bildiğinden emin olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü ebeveynlik, dünyanın en eski mesleğidir. Bugün bir çocuk kalkıp gece yarısı tek başına sokağa çıkmak istese ona izin verir miyiz? Hiç tanımadığı birinin onu elinden tutup götürmesine göz yumar mıyız? Ya da kumar oynamasına, sapkın propagandalara maruz kalmasına, hayatını riske atacak bir işe kalkışmasına razı gelir miyiz? Bunların tümüne ortak cevabımız elbette ki 'Hayır' olacaktır. O halde çocuklarımızın dijital ortamlarda da aynı tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğini unutmadan, onlara güvenli sınırlar çizelim. Keza eğitimcilerimiz de gerçek özgürlüğün teminatı olan sınırların mimarı ve koruyucularıdır. İnanıyorum ki ortak bir anlayış ve güçlü bir işbirliğiyle çocuklara dijital okuryazarlık becerisi kazandırarak, onları sınırlarla barıştırarak, mevcut gidişata yeni bir yön verebiliriz. Dijital ortamları çocuklar için güvenli hale getirecek bir diğer çözüm de güçlendirilmiş aile içi iletişimdir. O halde göz göze, gönül gönüle, yüz yüze iletişim kurmaktan, ailece birlikte vakit geçirmekten vazgeçmeyelim. Şu bir gerçek ki aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımızdır."

Toplantıda gerçekleştirilecek fikir teatisini çok önemli bulduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, toplantıda iyi uygulamaları paylaşacaklarını, ortak projeler geliştireceklerini ve teknoloji şirketlerini çocuk güvenliği konusunda daha yüksek standartlar uygulamaya teşvik edeceklerini söyledi.

Emine Erdoğan, bu çabalarının, ebeveynlere yönelik küresel kampanyaların düzenlenmesi ve gençlerin dijital becerilerini artıracak programların desteklenmesi gibi çocuklar için çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığını belirterek, Türkiye olarak, bu ortak hedef doğrultusunda her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduklarını bildirdi.

Konuşmasının ardından Emine Erdoğan'a, bir çocuk tarafından "dijital dünya kafesinden kurtuluşu" anlatan bir tablo hediye edildi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise programda yaptığı konuşmada çağın en kritik meselelerinden birini tüm boyutlarıyla ele almak üzere bir arada olduklarını belirtti.

Bakan Göktaş "Çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak yalnızca ulusal değil, küresel bir sorumluluktur. Bu doğrultuda güçlü ve sürdürülebilir uluslararası işbirliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz." ifadesini kullandı.

İki gün sürecek programla çocuklara güvenli dijital ortam sunmak için uluslararası bir işbirliği zemini oluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Göktaş, UNICEF'e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğine katkıları için teşekkür etti, Emine Erdoğan'a katılımlarından dolayı şükranlarını iletti.

Göktaş, çocukların artık dijital dünyanın tam merkezinde büyüdüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:

"UNICEF verilerine göre dünyada her yarım saniyede bir çocuk internetle tanışıyor. Çocuklar ekranlarla iç içe bir hayatın içinde yol alıyor. Bu yeni gerçeklik bize çok açık bir sorumluluk yüklüyor, çocuklarımızı dijital alanda kararlılıkla korumak. Dijital dünya büyük imkanlar sunuyor, evet. Bilgiye erişimi kolaylaştırıyor, evet. Öğrenme fırsatlarını çeşitlendiriyor, çocukların yeteneklerini görünür kılıyor. Fakat aynı alan zorbalık, istismar, bağımlılık, mahremiyet ihlali, zararlı içerik ve manipülasyon gibi çok katmanlı riskleri de beraberinde taşıyor. Bu riskler, çocuklarda kaygıyı artıran, yalnızlaşmayı derinleştiren ve depresif etkiler doğuran ağır sonuçlara yol açabiliyor. Öte yandan OECD bulguları, çocukların veri gizliliği ihlalleri, algoritmaların görünmez yönlendirmeleri ve hedefli reklamcılıkla da kuşatıldığını ortaya koyuyor."

Deepfake gibi teknolojilerin, çocuk istismarının daha karmaşık ve tehlikeli biçimlerini ortaya koyduğuna işaret eden Göktaş, "Bu nedenle dijital ortamları sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız. Çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak yalnızca ulusal değil, küresel bir sorumluluktur. Bu doğrultuda güçlü ve sürdürülebilir uluslararası işbirliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.

Göktaş, gelinen noktada koruyucu ve önleyici mekanizmaları güçlendiren bir çerçeveye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu kaydederek, bu çerçevenin aileyi desteklemesi, okulu sürece dahil etmesi, dijital platformlara açık ve net sorumluluklar yüklemesi ve uluslararası işbirliğini güçlü şekilde sürdürmesi gerektiğini söyledi.

"Sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz"

Türkiye olarak çocukların dijital dünyada güven içinde var olmasını sosyal devlet anlayışlarının ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade eden Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde çocukların dijital ortamlarda korunmasını, aileyi ve toplumu güvence altına alan stratejik bir öncelik olarak ele aldıklarını aktardı.

Göktaş, bu doğrultuda aile odaklı sosyal hizmet modellerini her geçen gün daha da güçlendirdiklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Farkındalık çalışmaları, rehberlik hizmetleri, kurumlar arası işbirliği ve koruyucu sosyal politika araçlarıyla bu alandaki kapasitemizi geliştirmeye devam ediyoruz. Şubat ayında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle yürürlüğe giren Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı bu konuda attığımız güçlü bir adımdır. İlk imzacısı olduğumuz Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi ile de çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası düzeyde öncülük ediyoruz. Bunun yanı sıra çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk.

Bu yeni düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz. Ve şu anda parlamentomuzda bugün itibariyle gündeme alınan konulardan birisidir. İnşallah en yakın zamanda oylanır ve Türkiye'ye böyle bir kazanım kazandırırız. Öte yandan çocuk haklarının dijital mecralarda korunması gerektiğinin çocuklarımız da farkında. Çocuk Hakları Komitelerimiz kasım ayında hem yaşadıkları hem de beklentilerinden yola çıkarak bu konuda 17 maddelik bir bildiri hazırladı. Değerlendirmelerinde güvenli internetten sosyal medya kültürüne, aile desteğinden uluslararası işbirliklerine kadar pek çok başlık kapsamlı biçimde ele alınıyor. Bugün burada çocuklarımızın dijital dünyaya dair sözünü doğrudan duymayı bu programın en kıymetli kazanımlarından biri olarak görüyoruz. Çünkü çocukların sesi duyulmadan onlar için tasarlanan hiçbir politikanın tam anlamıyla başarılı olmayacağına inanıyoruz.",

"Evrensel bir hak"

Bakan Göktaş, Emine Erdoğan'ın, aile ve çocuk odaklı meselelerde ortaya koyduğu güçlü iradenin, bu alandaki çalışmalarına kıymetli bir istikamet kazandırdığını ifade ederek, "Çocuk haklarının, politikalarımızın öncelikli başlıklarından biri olarak ele alınmasında zatı alinizin desteği özel bir yer tutmaktadır. Sergilediğiniz öncü yaklaşım, çocuklarımızın sadece korunmasını değil, güven içinde gelişebilecekleri bir dijital medeniyet tasavvurunu da mümkün kılıyor. Burada ele aldığımız bu hayati meseleye gösterdiğiniz yakın ilgi ve himayeniz için şükranlarımı sunuyorum." dedi.

Dijital dünyanın artık sınır tanımayan bir etki alanı olduğunun altını çizen Göktaş, bu nedenle çocukların dijital ortamlarda korunmasının hiçbir ülkenin kendi sınırları içinde tek başına çözebileceği bir mesele olmadığını kaydetti.

Göktaş, karşı karşıya olunan tablonun, uluslararası toplumu ortak ilkeler etrafında buluşmaya mecbur bıraktığını dile getirerek, şunları söyledi:

"Çünkü çocukların güvenliği, korunması gereken evrensel bir haktır. Bu durumda çocukların dijital güvenliği alanında güçlü bir hukuki zemin kurmak mecburiyetindeyiz. Aynı zamanda teknoloji yönetiminde şeffaflığı ve hesap verebilirliği hakim kılmalıyız. Eğitim ve dijital okuryazarlık politikalarını daha kararlı biçimde güçlendirmeliyiz. En önemlisi çocukların kendileriyle ilgili süreçlerde söz sahibi olmasını sağlamalıyız. İnanıyorum ki sizlerle kuracağımız bu ortak zemin daha güçlü politikaların, etkili denetim mekanizmalarının ve uluslararası işbirliklerinin önünü açacaktır. Türkiye olarak çocuklarımızın hukukunu her platformda savunmaya, dijital alanda çocuğun üstün yararını esas alan adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz."