"Ülkemizde sırf kendi zihninin vehmi olan üstünlük duygusu sebebiyle kadınlara kötü muamele eden, hatta canına kıyan anlayışlara karşı mücadelemizi kesintisiz devam ettiriyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Başarımızın en önemli kriterlerinden biri kadınlarımızın istihdamdaki yeridir. İş gücüne katılımlarını ve istihdamdaki yerlerini yaklaşık 9 puan artırdığımız kadınlarımız, bugün hayatın her alanında geçmişle mukayese edilemeyecek bir yere sahiptir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'ndeki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Dünya Kadınlar Günü Programı'nda yaptığı konuşmasına, tüm katılımcıları selamlayarak başladı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca hazırlanan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nın hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmanın ortaya çıkmasında emeği geçenlere de teşekkürlerini sundu.

Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tebrik eden ve tüm kadınları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Myanmar'da, Türkistan'da, Filistin'de, dünyanın dört bir köşesinde mağdur, mazlum, muhtaç duruma düşmüş tüm kadınlarımıza Rabb’imden sabır ve ihsan niyaz ediyorum. Anneleri, babaları, eşleri, çocukları, yakınları gözleri önünde katledilen, ölümden beter muamelelere maruz bırakılan, istismar edilen tüm kadınların acılarını yürekten paylaşıyoruz. Tek bir mazlumun ahının dahi arşı titretmeye yeteceğine inanan insanlar olarak bu durum karşısında sessiz, tepkisiz kalmamız düşünülemez. Nitekim ülkemize sığınan ve çoğunluğu kadınlardan, çocuklardan, yaşlılardan oluşan 4 milyon mazluma, 7 yıldır kendi kardeşlerimizden ayrı tutmayacak şekilde sahip çıkıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya çapında yürüttükleri insani yardım çalışmalarında öncelikle hedeflerinin hep kadınlar olduğunun altını çizerek, "Ülkemizde de sırf kendi zihninin vehmi olan üstünlük duygusu sebebiyle kadınlara kötü muamele eden, hatta canına kıyan anlayışlara karşı mücadelemizi de kesintisiz devam ettiriyoruz" ifadesini kullandı.

Son 15 yılda aile hayatında, iş dünyasında, eğitim, öğretim, sağlık ve diğer tüm alanlarda kadınların statüsünü hak ve adalet eksenli bir anlayışla yükseltmek için çok önemli çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Anayasamızdaki, kanunlarımızdaki ve diğer mevzuatımızdaki eksiklikleri tamamladık, varsa yanlışları düzelttik. Bitti mi? Hayır, çünkü bütün bu yasalar sürekli güncellenmesi gereken yasalardır. Hayat dinamiktir, gelişiyor, bu gelişmeler karşısında 'zaten yapmıştık' diyemezsiniz, güncellemeye mecbursunuz ve güncellemek suretiyle de yaşamı yeniden tanzim etmiş olursunuz. Tüm konuyla ilgili uluslararası sözleşmelere ilk taraf olan ülkeler arasında biz olduk, Türkiye oldu. Başarımızın en önemli kriterlerinden biri kadınlarımızın istihdamdaki yeridir. İş gücüne katılımlarını ve istihdamdaki yerlerini yaklaşık 9 puan artırdığımız kadınlarımız bugün hayatın her alanında geçmişle mukayese edilemeyecek bir yere sahiptir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem kendi işini kuran hem de iş gücüne katılan kadınlara çok önemli destekler verdiklerini, doğum izninden çocuk bakım hizmetlerine kadar her alanda kadınların aile hayatından da taviz vermeden çalışmalarına devam edebilmelerini sağlayacak düzenlemeler yaptıklarını bildirdi.

Eğitim-öğretimde fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için kız çocuklarının okula gönderilmesini teşvik edecek pek çok tedbiri hayata geçirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığının ilk döneminde eşi Emine Erdoğan ile Şanlıurfa'dan "Haydi Kızlar Okula" kampanyasını başlatmak suretiyle okula gönderilmeyen kızların önünü açtıklarına değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sayede ilk, orta ve lise düzeyinde erkek kız çocuklarının okullaşma oranının eşitlendiğine işaret ederek, üniversite düzeyinde ise kızların yüzde 44 ile yüzde 40 olan erkeklerin önüne geçtiğini söyledi.

Kadınların karar alma mekanizmalarına ve siyasete katılımında da tarihi ilerlemeler kaydettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002'de parlamentoda 24 olan kadın milletvekili sayısının 2015 seçimlerinde 81'e yükseldiğini, aynı şekilde belediye başkanı ve belediye meclis üyesi sayısında da geçmişe göre ciddi ilerlemeler sağlandığını bildirdi.

Akademisyenler içinde kadınların oranının yüzde 44, yargı mensupları içinde yüzde 31, üst düzey bürokraside ise yüzde 12'yi bulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların yanında daha pek çok alanda pek çok düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede attıkları adımları geleceğe taşımak için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 2018-2023 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı hazırlandığını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ülkemizde ilk defa böylesine kapsamlı ve bütüncül bir strateji belgesi ortaya çıkmıştır. Kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını daha da güçlendirmek için gereken tüm planlar, programlar bu belgede yer alıyor. Belgenin amaçlarından biri de bu konuda çalışan tüm kurumların, kuruluşların ve tarafların işbirliği içinde hareket etmelerini sağlamaktır. Böylece bu belge ile kadınların güçlendirilmesi konusunda yapılan ve yapılacak olan tüm çalışmaların dayandığı bir politika rehberi ortaya konmuştur. Asıl olan budur, yani bir yol haritanız ortaya çıkıyor ve siz de bu yol haritanıza göre bundan sonra bu düzeni kuracaksınız."   

"Ettekraru ahsen velevkane yüz seksen" şeklindeki atasözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yani yüz seksen kere de tekrar etsen tekrarda fayda vardır. Bu beş temel politika alanında yürütülecek faaliyetlerin kılavuzu niteliğindedir. Eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına katılım ve medya başlıkları altındaki amaçlar, hedefler faaliyetlerin yer aldığı bu belgeyi gerçekten ben de çok ama çok önemli görüyorum" diye konuştu.

Ekonomide kadınların iş kurma ve emek bakımından çalışma hayatındaki yerlerini güçlendirme ve geliştirme gayreti içinde olacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, karar alma mekanizmalarına katılım hususunda siyasetten bürokrasiye, özel sektörden sivil topluma ve meslek kuruluşlarına kadar her alanda kadınların aktif temsilini yükseltmek için çalışacaklarını söyledi.

Medyada içerik ve temsil bakımından kadınların yerlerini tahkimini ve iletişim araçlarının verimli kullanımının teşvikini öngördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her bir başlığın altında hedeflere ve stratejilere ayrıntılı şekilde yer verilerek, konu efradını cami ağyarını mani bir şekilde ortaya konuyor" ifadesini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutlayarak, şöyle devam etti:

"Belirlenen hedeflerden geriye düşülmemesi için bu belgenin ve planın uygulamadaki her aşamasını bakanlığımızla birlikte takip edeceğimin de bilinmesini istiyorum. Eğitim ve öğretim başlığını şahsen sadece okulla sınırlı görmüyorum. Çünkü kadın, tüm insanlığın ilk öğretmenidir. Çocuk doğumu öncesinden başlayarak hayata gözlerini açtığı andan itibaren uzunca bir süre her şeyi annesinden öğrenir. Doğumdan sonra başlamıyor eğitim öğretim, doğumdan önce başlıyor. İşin ilahi boyutu budur. Çocuk beslenmeyi nerede öğreniyor? Anne karnında öğreniyor. İlahi tecelli bu."

- "Kadınlar, insanlığın öğretmenidir"

"Benim gözümde kadınlar, insanlığın öğretmenidir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile içinde kadının kimi zaman görünen, kimi zaman görünmeyen belirleyici rolünün öğretmenlik vasfından geldiğine işaret etti.

Kadınlarda güçlü bir sezgi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öğretmenlik yetenekleriyle birleştiğinde ortaya elleri ayakları öpülesi analar, ömür boyu sırtımızı yasladığımız eşlerimiz, gözümüzün nuru kızlarımız çıkıyor" dedi.

- "Hatice validemiz sevgili Peygamberimize o gücü, kuvveti verdi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da dün gerçekleşen HAK-İŞ 7. Uluslararası Kadın Emeği buluşmasına yaklaşık 15 bin kişinin katıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Orada da söyledim, 'Buradan ayrıldığınızda annenizin ayaklarının altını öpün' dedim. Çünkü cennet annelerin ayakları altında. 'Anneler nazlıdır. Siz öpmeye kalkarsınız, o ayağını çeker. Çektiği zaman da, 'Anneciğim sen bana cennetin kokusunu çok mu görüyorsun' deyin, onun nazına naz ilave edin.' dedim. Peygamber Efendimizin o hadisinde 'Babaların ayakları altındadır' demiyor, 'Annelerin ayakları altındadır' diyor. Bizim dinimiz, İslam. Sevgili Peygamberimiz o görevi üstlendiğinde, eve geldiğinde Hazreti Hatice validemiz onun tek dayanağıydı. Çünkü Sevgili Peygamberimiz, yetimdi, öksüzdü. Her şeyi Hatice validemizdi. Hazreti Hatice validemize dayandı. 'Beni örtün' dediğinde bir ürpertisi vardı. O anda, Hazreti Hatice validemiz sevgili Peygamberimize o gücü, kuvveti verdi."

Hazreti Hatice'nin aynı zamanda Mekke'nin en önemli zenginlerinden olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili Peygamberimize karşı en ufak bir, onun merhamette, şefkatte, 'ben zenginim, sen zengin değilsin' , 'güçlü değilsin, fakirsin', böyle bir şeyi olmamış, tam aksine sahiplenmişti. O dayanışma, bütünleşme, Hazreti Hatice validemizin şahsında, bizim inancımızda kadını çok farklı yere doğru çıkarıyor" ifadesini kullandı.

Ailede kadın iyi bir öğretmense, babanın, okulun ve toplumun eksiğini giderebildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her bir kanalı ayrı bir sorun, ayrı bir adeta kanalizasyon haline dönüşmüş olan medyanın şerrinden evlatlarımızı, ailelerimizi ve milletimizi koruyacak olan ilk ve güçlü kalkan yine kadınlar, yine annelerdir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anneleri varsa çocukların kurtulacağını, annenin bıraktığı boşluğu dolduracak alternatifin olmadığını söyledi. Bunun için öksüz, yani annesiz büyüyen çocukların durumunun, yetim yani babasız büyüyen çocuklardan çok daha "vahim" dolduğunu değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, annelerin şartlar ne olursa olsun evlatlarına göz kulak olup, sahip çıktığının altını çizdi.
 
Annelerin yerinin önemini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Annesiz yaşamak kolay değil. İnanın baba ölür gider bir gün, iki gün ağlarsın ama anne ölüp gittiği zaman bir gün, iki günle bitmiyor, o çok daha farklı. Babanın hayatın çetin şartları içinde bu konuda anne kadar başarılı olması şüphesiz ki daha zordur ama anne bu mücadeleyi ayrı veriyor" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle kadının anne ve öğretmen olarak, aile ve toplum hayatındaki yerini çok önemli gördüklerini vurgulayarak, "Zaman zaman, kadın meselesi konuşulurken anne vurgusu yapmamızdan rahatsız olanların bulunduğunu biliyorum. Bunlarla karşı karşıya çok geldim. Halbuki Allah'ın kadınlara verdiği en büyük ayrıcalık, işte bu annelik vasfıdır" değerlendirmesini yaptı.

Şair Mehmet Akif Ersoy'un "Ne hisli validelerdir bizim kadınlarımız/Yazık ki anlatacak yok da yanlış anladınız/Yazık ki onları tasvir eder birer umacı/Beş on romancı, sıkılmaz beş on maksadcı" dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akif'in sıralamasını tamamlamak gerekirse bunlara 5-10 televizyon dizisini, 5-10 medya maydanozunu da eklemek gerekir. Gerçekten de birileri ısrarla bizim validelerimizi, kadınlarımızı yanlış anlatmaya, yanlış göstermeye çalışıyor. Kadını annelik vasfından ayırmak demek, onun en büyük ayrıcalığını elinden almak, aynı zamanda tabii sıfatı olan öğretmenliğini de yok saymak demektir" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de kadınların hakları, hukukları, sorunları konusunda kendisi kadar duyarlı, somut politikalar üretmiş ve icraat ortaya koymuş bir başka siyasetçi ve cumhurbaşkanı olup olmadığını bilmediğini, bu konuyu çok önemsediğini vurguladı.

- "Bu millete düşman oldukları için rahatsız oluyorlar"

Zaman zaman "en az üç çocuk" söyleminde bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri rahatsız oluyor. Rahatsız olanlar niye rahatsız oluyor, biliyor musunuz? Bu millete düşman oldukları için rahatsız oluyorlar çünkü bir milleti millet yapan nedir? Ailedir" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin güçlü kılınması, genç nüfusun artırılması halinde Batı'nın bu yükseliş karşısında kaçacak delik arayacağını, güçlenmek için nüfusun çok önemli olduğunu söyledi. 

Kendisinin ekonomi üzerine eğitim gördüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide başarının sırrının, "insan, emek, sermaye ve üretim" olarak anlatıldığını ancak bunu kabul etmediğini, başarının sırrının sadece insan olduğunu belirtti.

Sermaye, emek, tüketim ve üretimin ancak insan varsa, var olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle nüfusun artırılması gerektiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu konuda slogandan öteye geçen hiçbir çalışması ve gayreti olduğunu duymadığımız, görmediğimiz kişilerin bizi eleştirmesini de hiç önemsemiyoruz zaten, biz işimize bakacağız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göredve bulundukları 15 yılda ülkenin geldiği durumun rakamlarla ortada olduğunu söyleyerek, yurt dışından gelen bütün liderlerin ülkenin yeni haline ilişkin "Tanıyamadık" yorumunda bulunduklarını aktardı. 

Eğitimde, sağlıkta gelinen yerin ortada olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehir hastaneleri devreye girdiği andan itibaren ki 3-4 tanesi girdi. Türkiye'de şehir hastaneleriyle birlikte artık millet Cleveland'a gitmeyecek, Türkiye'ye gelecek. Onun için tıp fakültelerine ağırlık verdik" dedi.


-‘’Geleceğin emanet edildiği kadınların ülke yönetiminde söz sahibi olması son derece önemlidir’’

Programda bir konuşma yapan Başbakan Binali Yıldırım, bugün dünyanın her yerinde kadınların anıldığını belirtti.

Kadının toplumda hakettiği yere gelmesi için verdiği mücadelenin yeni olmadığını ifade eden Başbakan Yıldırım, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün doğuş sebebini anlattı.

Dünyada her kesimin olduğu gibi kadınların sorunlarının bulunduğunu dile getiren Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin bu sıkıntıları çözebilecek sağlam bir kültürden geldiğini aktardı.

Kadına çok büyük değer veren bir dine sahip olunduğunu belirten Başbakan Yıldırım, Türk kadınının tarihin en eski dönemlerinde bile hanların, hakanların, cengaverlerin önünde saygıyla eğildiği şeref abidesi olduğunu vurguladı.

İslam'ın kadına verdiği kıymetin, önemin hiçbir dinde olmadığını söyleyen Başbakan Yıldırım, Kur'an-ı Kerim'de kadına ithaf edilen sure adlarının bulunduğunu kaydetti. İslamiyetin ilk şehidinin Hz. Sümeyye olduğunu hatırlatan Başbakan Yıldırım, "Cennet anaların ayağı altındadır" diyen Hz. Muhammed'in, kadınlara ve kız çocuklarına çok kıymet verdiğini ifade etti.

Geleceğin emanet edildiği kadınların ülke yönetiminde söz sahibi olmasının önemine işaret eden Başbakan Yıldırım, 1934'te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındığında hiçbir ülkede bu hakkın bulunmadığını anımsattı.

Başbakan Yıldırım, bu hakkın verilmesiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Bu millet, terbiyeyi aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir" sözünü hatırlattı.

- "Bir kadını eğitirseniz bir nesli kurtarmış olursunuz"

Kadın toplumun içindeyse o toplumun daha huzurlu, daha ileri ve üretken olduğuna dikkati çeken Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kadınlarımızın çalışma hayatında, üretimde daha fazla yer alması sosyal hayatın kadın zarafetiyle şekillenmesi anlamına gelmektedir. Kadının elinin değdiği her yerde her zaman itina vardır. Bu itinanın ev ortamından iş ortamına kadar her zaman her yerde korunmasına da erkeklerin ayrı bir özen göstermesi icap eder. Bir erkeği eğitirseniz, bir kadını eğitirseniz bir nesli kurtarmış olursunuz. Kız çocuklarımızın eğitimi, onların küçük yaşta evliliğe değil hayata hazırlanması hem devletin hem ailelerin görevidir. Toplumun ve ailelerin kalkınması için birlikte çalışan kadınımız, erkeğimiz hep birlikte istiklal ve istikbal mücadelesini cephede de omuz omuza vermiştir, vermeye devam etmektedir."

Kurtuluş Savaşı mücadelesindeki Nene Hatunların, Kara Fatmaların, 15 Temmuz gecesi vatan, bayrak, gelecek için canı pahasına mücadele ettiğini dile getiren Başbakan Yıldırım, milli irade destanın yazıldığı o gece, ay yıldızlı bayrağın yere düşmemesi, ezanların dinmemesi için 11 kadın kahramanının şehit, onlarca kadının da gazi olduğunu kaydetti.

Başbakan Yıldırım, çok kritik noktalarda büyük başarılar elde eden Afrin'de görevi başındaki kadın subaylara ve askerlere terörle amansız mücadelede gösterdikleri gayretten dolayı şükranlarını sundu.

- "Kadın emektir, barıştır, huzurdur, güvendir, merhamettir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen sosyal politikalar sonucunda kadın ve erkeklerin her alanda sorumluluk aldığını, hak sahibi olduğunu anlatan Başbakan Yıldırım, çalışma hayatı verilerinin de kadınlar bakımından yüz ağartıcı olduğunu aktardı.

Başbakan Yıldırım, "Bugün kamuda çalışanların yüzde 40'ı, hakim ve savcıların yüzde 31'i, avukat, mimar, öğretim görevlilerinin yüzde 44'ü, bankacılık sektöründe çalışanların yüzde 51'i, 249 büyükelçiden 51'i ve öğretmenlerimizin ortalama yüzde 65'i kadınlardan oluşuyor. Özel sektördeki kadınların oranı da aşağı yukarı bu ortalamalara yakın. Şu anda ülkemizdeki büyük şirketlerin bir çoğunda kadın yönetici var" diye konuştu.

"Kadın emektir, barıştır, huzurdur, güvendir, merhamettir" diyen Başbakan Yıldırım, kız çocuklarının istikbalinin teminat altına alınması için gayret edildiğinin altını çizdi.

Başbakan Yıldırım, "Bugün kız çocuklarımızda okullaşma oranı ilköğretimde yüzde 92'nin üzerine çıktı. Ortaöğretimde yüzde 82'yi geçti. Bu oranların, 2002 yılıyla karşılaştırıldığında iki kattan fazla olduğunu görüyoruz" dedi.

Son 15 yılda özellikle kız çocuklarının okullaşma oranında yüzde yüzlük artış sağlandığına dikkati çeken Başbakan Yıldırım, "Yaklaşık 3,5 milyon kızımız üniversitede okuyor. 28 Şubat sürecinde üniversite kapısından geri çevrilen, yaşam tarzından, başörtüsünden dolayı en temel hakları ellerinden alınan Türkiye'den bugün 3,5 milyon kız evladını üniversitede okutan bir Türkiye var" ifadesini kullandı.

Üniversitede okuyan kız öğrencilerin sayısının erkeklerden fazla olduğuna işaret eden Yıldırım, bunun önemli bir gelişme olduğunu kaydetti.

- "Bilginin, üretimin önündeki engeller kalksın istiyoruz"

Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

"İnsanımız, dünyanın hiçbir ülkesindeki insanın gerisinde olmasın istiyoruz. Bilginin, üretimin önündeki bütün engeller kalksın istiyoruz. Bugünkü dünyanın bizim evlatlarımızın aklına, vicdanına ve kültürüne ihtiyacı var. Adalet temelinde yükselmeyen bir vahşi uygarlık, ne yazık ki insana saadet de huzur da mutluluk da vermiyor. Öyleyse akraba ve komşularımız başta olmak üzere insanlığa karşı önemli görevlerimiz, borcumuz var. Bunun için her şeyi daha iyi, güzel yapmak zorundayız."

Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu ülkenin pırlanta gibi çocuklarının bir kısmı maalesef geçmişte zayi oldu, yok oldu. Onların kanlarına girdiler ve bazılarını vatansızlaştırdılar ama bizim kitabımızda, inancımızda umutsuzluğa yer yok. Çocuklarımızı, gençlerimizi, kızlarımızı terörün pençesinden kurtardık, tekrar kazandık. Onları ihanet şebekelerinin ağlarına bir daha teslim etmeyeceğiz. Hiçbir annenin evladının arkasından gözyaşı dökmesini istemiyoruz. Hiçbir babanın evladından dolayı başının öne düşmesini istemiyoruz. Bu cennet vatanın hiçbir evladını teröre asla feda etmek istemiyoruz. Vaktiyle Anadolu'nun yoksul çocuklarını rehin alan bu cinayet şebekeleri bundan böyle hiçbir evladımızın kanına giremeyecek, aklını, ruhunu satın alamayacak. O ihanet şebekelerini kırdık ve Türkiye'yi yeniden istikrara kavuşturduk. Bölücü terör, FETÖ terör örgütü, DEAŞ terör örgütü, adı sanı ne olursa olsun ülkemizin gençlerini bundan böyle zehirleyemeyecek. Herkes emin olsun ki Türkiye bir daha o kaos, karanlık dolu günlere geri dönmeyecek. Bu ülke, Çanakkale'den, istiklal mücadelesinden, 27 Mayıs'tan, 12 Eylül'den, 28 Şubat'tan ve 15 Temmuz'dan geçerek bugünlere geldi."


-‘’Bugünün temelinde, alın terini ve insanca yaşama hakkını savunan kadınların mücadelesi var’’

Programda bir konuşma yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Fatma Betül Sayan Kaya, diline, dinine, rengine ve yaşam tarzına bakılmaksızın tüm kadınları kucakladığını belirterek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı.

Türkiye'nin dört bir yanından programa katılmak üzere gelen tüm kadınları selamlayan Bakan Kaya, "Terörle mücadelede, El Bab'da, Afrin'de insanımızın ve memleketimizin güvenliği, ayrıca insani değerlerin ihyası için evlatlarını, eşlerini şehit veren kadınlarımızı selamlıyorum. Tanklara, mermilere, bombalara adeta göğsünü siper eden 15 Temmuz'un kahraman kadınlarını selamlıyorum. Ayrıca buradan, Zeytin Dalı Harekatı'nda görev alan kahraman kadın subaylarımızı da selamlıyorum" ifadesini kullandı.

Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar milletin ruh köklerinde iz bırakmış tüm kahraman kadınları hasretle rahmetle minnetle yad eden Bakan Kaya, "8 Mart, bir asrı aşkın süredir Dünya Kadınlar günü olarak anılıyor. Bugünün temelinde, alın terini ve insanca yaşama hakkını savunan kadınların mücadelesi var. Aradan bir asır geçmiş olmasına rağmen, dünyada insanca yaşama hakkı elinden alınmış milyonlarca kadın, mazlum ve mağdur durumda. Filistinli, Suriyeli, Arakanlı, Somalili kadınlar evlerinden, yurtlarından uzakta çok büyük dramlar yaşıyor" diye konuştu.

Bakan Kaya, yaşanan bu dramlara dünya kamuoyunun dikkatini çeken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'a şükranlarını iletti.

Bakan Kaya, toplumun yarısını oluşturan kadınların katkısı olmadan müreffeh toplum hedefine ulaşılamayacağına işaret ederek, son 15 yıllık dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde kadınların güçlenmesi için çok önemli adımlar attıklarını bildirdi.

- "Şiddet, insanlık suçudur ve asla kabul edilemez"

Anayasada kadınlara pozitif ayrımcılığı getirdiklerini, kadının güçlenmesi, kadın erkek fırsat eşitliği ve kadına yönelik şiddetle mücadele için gerekli birçok yasal düzenleme yaptıklarını anımsatan Bakan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şiddet, insanlık suçudur ve asla kabul edilemez. Şiddete karşı mücadelemizi 'sıfır tolerans' ilkesiyle sürdürüyoruz. En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın istismar edilmesi de asla ve asla kabul edilemez. Bakanlık olarak, şiddet ve istismarla kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Ancak, bu mücadelemizde başta akademik camia, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve medya olmak üzere toplumumuzun tüm kesimlerinden hassasiyet göstererek, destek olmalarını bekliyoruz. Çünkü bu konular gerçekten siyaset üstü konular."

Bakan Kaya, kadınların güçlenmesi çalışmalarında, eğitime çok büyük önem verdiklerini, kız çocuklarının okullaşma oranlarını ortaöğretimde 2, yükseköğrenimde ise 3 katın üzerinde artırdıklarını belirterek, kadınların iş gücüne katılımı ve istihdamında da önemli artışlar elde ettiklerine işaret etti.

"Kadının iş gücüne katılım oranında, 2023 hedefimiz yüzde 41 ve inşallah bu oranı hep birlikte yakalayacağız" diyen Bakan Kaya, son 12 yılda, kadın çalışan sayısının yüzde 75 arttığını vurguladı.

Kadının kendi adına iş yaparak, girişimci olmasına da ayrıca önem verdiklerini, bu noktada kadınlara pozitif ayrımcılık tanıdıklarına değinen Bakan Kaya, AK Parti hükümetleri döneminde kadınların aile ve iş hayatını uyumlaştırmak üzere çalışan kadınların anneliğini destekleyen esnek çalışma, doğum izni, süt izni gibi pek çok düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini bildirdi.

- Kreş ve gündüz bakımevlerine vergi muafiyeti

Bakan Kaya, kreş, gündüz bakımevleri yatırımlarını, teşvik kapsamına aldıklarını ve vergi muafiyetleri tanıdıklarını belirterek, "Bu düzenlemeye göre, bir işverenin, kadın çalışanlarının her bir çocuğu için aylık brüt asgari ücretin yüzde 15'ini, yani günümüzde 305 liraya tekabül ediyor, ödemeyi doğrudan bu hizmetleri sağlayan kreş ve bakımevlerine yapmaları kaydıyla işverenlere bu tutarı gelir vergisinden istisna olarak getiriyoruz" dedi.

Özel kreş ve gündüz bakımevlerinin yaygınlaşması ve sayısının artırılması amacıyla, "300 OSB'ye 300 Kreş" projesinin de yakın dönemde başlayacağına değinen Bakan Kaya, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almaları konusunda önemli gelişmeler kaydedildiğini ifade etti.

Uzun yıllar eğitim alma ve kamuda çalışma hakları engellenen başörtülü kadınların da artık aktif bir şekilde hayatın her alanında yer aldığına, Türkiye'nin gücüne güç kattığına dikkati çeken Bakan Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kadınların önünü açarak eğitimde, bilimde, çalışma hayatında, siyasette ve karar alma mekanizmalarında aktif yer almalarını sağladığı için tüm kadınlar adına şükranlarını iletti.

- "Yeni bir yol haritasını sunuyoruz"

Bakan Kaya, 2023 hedeflerine ilerlerken, kadınları daha da güçlendirecek adımlar attıklarını belirtti.

Bakan Kaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bugün memnuniyetle ifade etmeliyim ki, 8 Mart'ta, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak Türkiye'nin kadınları için yeni bir yol haritasını sunuyoruz. Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımız, 'Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum' ilkemizin hayata geçirilmesinde mihenk taşlarımızdan biri olacak. Bunu sağlamak için adeta toplumsal bir seferberlik içinde çalışmak zorundayız. Zira kadının güçlenmesi toplumumuzun meselesidir. Bu nedenle başta Bakanlığımız ve ilgili kamu kurumları olmak üzere, üniversitelere, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına ve medyaya büyük sorumluluklar düşüyor."

- Türkiye'ye güç ve değer katan kadınlar

Bakan Kaya, Bakanlıkça hazırlanan ve programın başlangıcında gösterilen kamu spotunda Türkiye'ye güç ve değer katan kadınların bir kısmının hikayelerinin izlendiğini dile getirdi.

Kamu spotunda yer alan bazı kadınların hikayeleri hakkında bilgi veren Bakan Kaya, şunları ifade etti:

"Dr. Havva Öztürk, aile hekimi olarak sağlıklı hayatımıza güç katıyor. Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz, CERN Projesinde yer almış ülkemizde bilime güç katan kadınlarımızdan biri. Sakine Parlar, Eskişehir'in hünerli kadınlarının temsilcisi, emeğiyle ülkemize güç katıyor. Demet Sabancı Çetindoğan, iş dünyamızın güçlü kadınlarından ve ekonomimize güç katıyor. Zehra Söylemez, Afrin Şehidimiz Astsubay Ömer Bilal Akpınar'ın vasiyetinde bahsettiği Zehra teyzemiz. Kurduğu derneğin yaptığı yardımlar sınırları da aşarak, kardeşliğimize güç katıyor. Cevahir Asuman Yazmacı, girişimci kadın ruhuyla, şehrinin kültürüne ve turizme güç katıyor. Ebru Filiz, bir kadın muhtar; mahallesine hizmet ederken, yürüttüğü yardım projeleriyle hem şehrine ve hem hepimizin hayatına güç katıyor. Üsteğmen Ceren Özçelik ve Yüzbaşı Dilek Aygün kadın subaylarımız olarak, bugün Afrin'de ordumuza güç katıyorlar."

- "Güçlü kadınlarımızın sayısını, her alanda artıracağız"

Bakan Kaya, iki evladından biri engelli diğeri şehit olan Gülizar Akdağ'ın ailesine sevgisi, vakur duruşunun yanında yüreğiyle 81 milyona güç kattığını, başarılarıyla Türkiye'ye gurur veren Kübra Dağlı'nın dünya şampiyonu bir sporcu olduğunu, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Çakar Demircan'ın da akademik hayata güç kattığını vurguladı.

Çalışmaları, duruşlarıyla ailesine ve topluma güç katan daha nice rol model, güçlü kadınlar olduğuna dikkati çeken Bakan Kaya, "Bundan sonrasında, inşallah güçlü kadınlarımızın sayısını her alanda artıracağız" dedi.

Bakan Kaya, Türkiye'nin bölgesel ve küresel bir güç haline geldiğine işaret ederek, "Artık Türkiye eski Türkiye değil. Artık dünyanın dengeleri yeniden kuruluyor. Bugün bölgemizde yaşanan sancıların da sebebi bu. Bu uzun ince yolda, kadınlarımıza çok büyük, önemli görevler düşüyor. Bu nedenle cinsiyetçi bir anlayışın aksine ailesi, toplumu, ülkesi ve insanlık için kadınımızı daha da güçlendirmek zorundayız" ifadesini kullandı.

Kadının olduğu her yerde sevgi, merhamet, şefkat ve hoşgörü ikliminin daha güçlü ve insanca yaşandığını vurgulayan Bakan Kaya, halk ozanı Neşet Ertaş'ın "Kadın insandır; erkek insanoğlu" sözlerini anımsattı.

Bakan Kaya, konuşmasının sonunda, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün tüm kadınlar adına yeni bir başlangıç olması temennisinde bulundu.

- Notlar

Konuşmalar öncesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hazırlanan kamu spotu gösterildi ve ardından sanatçı İsmail Hakkı tarafından geçmişten bugüne kadınları anlatan tiyatral sunum yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Emine Erdoğan Hanımefendi ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Fatma Betül Sayan Kaya, programda, farklı alanlarda rol model olan başarılı kadınlara tebrik belgelerini takdim etti.  

Bakan Kaya tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Emine Erdoğan'a hat sanatıyla yapılmış bir tablo hediye edildi.  


 


Sonraki Sayfa: "Kadının her sahada olması kontenjana bağlı değil kendiliğinden olmalı"

Önceki Sayfa : ''Ülkemizin tüm kadınlarını güçlendirmek üzere hazırladığımız ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı titizlikle uygulayacağız''